Tansiyon Nedir, Nasıl Düşürülür?

Tansiyon Nedir, Nasıl Düşürülür?

Tansiyon nedir? Tansiyon kan basıncı olarak da adlandırılabilir. Atar damarlarımızın içindeki kan basıncı anlamına gelmektedir. Kanın damar içinde akabilmesi için bir miktar basınç gerekmektedir. Dengeli bir kan basıncı elbetteki sağlığımız için ihtiyaçtır. Kalbin kasılmasıyla sağlanan bu basınç sayesinde kan damarlarına ulaşır. İşte buna halk arasında “büyük tansiyon” (sistolik basınç) denir. Aynı kanın damarlar tarafından yapılan bir basınçla gevşeyen kalbe geri gönderilmesin de “küçük tansiyon” (diastolik basınç) denir.Kan basıncı ,1 cm2 alanındaki cıva sütununun tabanına yaptığı basınç dikkate alınarak hesaplanır. Örneğin büyük tansiyon 12 denildiğinde, 12 cm yükseklikten cıva sütununun tabanına yaptığı basınca eşdeğer bir basınç kastedilmektedir. Bilimsel olarak genellikle mm cinsinden gösterilir. Bu örnekte büyük tansiyon 120 mm olarak ifade edilir. Kan basıncı beslenmeyle ve harcanan efora bağlı olarak gün içerisinde bazı değişiklikler gösterebilir.

Normal Tansiyon Değeri Nedir?

Tansiyonun ne zaman ölçüldüğü çok önemlidir. Herhangi bir hastalık sırasında mı, ölçümden kısa süre önce bir efor harcanmış mıdır, çok aç ya da çok tok iken mi gibi. Bu nedenle tansiyon ölçümü ve takibi yapılırken ne zaman ve hangi durumda ölçüldüğü mutlaka not edilmelidir. Tansiyon ölçümü öncesinde kahve içilmemiş olmalı, kişi mutlaka dinlenmiş olmalıdır.Yine de kişiden kişiye değişmekle birlikte genel olarak kabul görmüş normal tansiyon aralıkları vardır.

Son zamanlarda farklı görüşler ortaya atılsa da genel kabul görmüş aralıklar şöyledir:

tansiyon araliklari 1 Tansiyon Nedir, Nasıl Düşürülür?

Düşük Tansiyon Nedir?

Tıp dilinde hipotansiyon olarak adlandırılır. Halk arasında biline adıyla düşük tansiyon için yüksek tansiyon gibi belirli sınırlar verebilmek zordur. Aslında en iyi tanım kan basıncının yaşamsal organların sağlıklı olarak  çalışmasına yetecek düzeyden az olmaması  şeklinde olabilir. Düşük tansiyon kalp damar sağlığı için sağlıklıdır. Ancak gibi belli bir düzeyin altına düştüğünde kişi sorun yaşamaya başlar.Büyük tansiyonun 90 mmHg küçük tansiyonun da 6 mmHg’nin altına düşmesi hipotansiyon olarak adlandırılır. Düşük tansiyonun parasempatik sinir faaliyetinin artması ya da başka rahatsızlıklar sonucu gelişebilir. Nedenleri araştırılmalıdır. Genel olarak halsizlik şeklinde kendini gösterir. Vücutta bulunan sodyum ve iyonların dengesizliği ve yetersizliğinde de gelişebilmektedir. Kan basıncının çok düşük olması durumunda (hipotansiyon) beyne giden kanın akımı da etkileneceğinden ötürü; baş dönmesi, göz kararması, bitkinlik, soğuk soğuk terleme, cildin solması, bayılma hissi hatta bayılma gibi şikayet ve sorunlar ortaya çıkar. Dikkat edilmesi gereken çok önemli bir konu ise düşük tansiyon ya da hipotansiyonda sadece büyük tansiyonun düşmesi kastedilir. Küçük tansiyonun düşük olması herhangi bir şikayete neden olmayacağı için bir önemi yoktur. Düşük tansiyonu olan hastaların büyük bir çoğunluğunda bir şikayet oluşmaz ve bu durumun altında yatan bir sorun yoktur.Bazılarında ise bu şikayetlerin altında ciddi olmayan bazı nedenler olabilir:

Vazovagal Reaksiyon: Sıklıkla görülür. İstenmeyen bir durumla karşılaşması ya da kan alınma, enjeksiyon yapılması gibi durumlarda tansiyon düşmesi ile karşılaşılabilir.

Postural Hipotansiyon: Duruşa bağlı olarak tansiyonun düşmesidir. Otururken veya yatarken, aniden ayağa kalkılması durumunda gelişir. Nedeni ayağa hızlıca kalkınca kanın ayaklarda toplanması ve beynin de yer aldığı üst bölgede kanın azalmasıdır. Normalde vücudun aldığı bazı önlemlerle bu durum önlenir. Ancak ileri yaş, diyabet, alkol kullanımı, ağır yemek yemiş olmak ve tansiyon ilacı kullanmak gibi bazı özel durumlarda vücut bu mekanizmayı devreye sokamayabilir. Böyle durumlar eğer kullanılan ilaca bağlı gelişiyorsa ilacın dozu ayarlanmalıdır. İleri yaş diyabet,alkol kullanımı vb nedenlerle oluşuyorsa yavaş ayağa kalkılmalı ve yürünmelidir. Yürümeden önce bir süre beklenmelidir.

Ortam Koşulları: Şiddetli seyreden adet kanaması, çok sıcak hava ya da sauna,sıcak banyo gibi ortamlarda uzun süre kalmak.

Bazı hastalarda ise hipotansiyon şikayetlerinin altında önemli olabilecek bazı sorunlar yer alabilir. Bu sorunların doğru tespit edilmesi ve tedavi edilmesi gerekmektedir:

Kan Hacminde Azalma: Vücutta kan kaybı olabileceği gibi susuz kalma da söz konusu olabilir. Vücudun susuz kalmasının (dehidratasyon) başlıca nedenleri şunlardır: Kusma, ishal, yüksek ateş, güneş çarpması ve uzun süre boyunca yüksek ısıya maruz kalmak suretiyle gelişen hastalıklardır. Bununla birlikte pankreas iltihabı da (pankreatit) vücutta sıvı kaybına yol açarak tansiyonun düşmesine neden olur. Aynı şekilde kansızlık da (anemi) tansiyonun düşük olmasına  neden olabilir.

Kalp Hastalıkları: Kalbin kas gücünün azalması sonucunda ortaya çıkar. Kalp krizi, kalp kapağı hastalıkları, kalp kasında meydana gelen hastalıklar, kalp kası iltihapları (miyokardit)  ve kalp kasında oluşan hastalıklar (kardiyomyopatiler) bunun oluşmasına neden olabilir.

Kalp Zarı İltihabı (Perikardit): Bazı perikardit hastalarında rastlanılan kalp ile kalp zarı arasında fazla miktarda sıvının toplanması kalbin gevşemesine ve yeniden kanla dolmasına engel olur ve atılan kan hacmi azalmasına neden olur.

Akciğer Embolisi (Pulmoner Emboli): Genellikte bacakta oluşan bir pıhtının yerinde kopup hareket ederek akciğer atardamarlarını tıkamasıyla ortaya çıkar. Pıhtının büyüklüğü yaşamsal risk için önemlidir.

Kalp Hızında Anormal Değişiklikler: Bazı durumlar kalp hızında aşırı yavaşlamaya (kalp blokları, hasta sinüs sendromu vb) ya da aşırı hızlanmaya neden olarak (atrial fibrilasyon, yüksek hızla seyreden bazı başka aritmiler) kalp atım hacmini azaltır ve tansiyon düşüklüğüne neden olurlar.

Bunların dışında da alkol ve narkotik ilaçların yanı sıra, bazı ilaçlar özellikle yüksek tansiyon için kullanılan ilaçlarını fazla dozda alınması tansiyonun çok düşmesine neden olabilir.

Genel olarak sizde herhangi bir şikayete neden olmuyorsa tansiyonunuzun düşük olmasını fazlaca bir önemi yoktur. Bununla birlikte yukarıda sayılan şikayetlerden herhangi birisi de eşlik ediyorsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

Büyük tansiyonun 70 mmHg’nin de altına düşmesi durumunda şoklar görülebileceği bilinmelidir..

Yüksek Tansiyon Nedir?

Yüksek tansiyon (hipertansiyon), yeryüzünde insan ve toplum sağlığını çok ciddi olarak etkileyen bir hastalıktır. Kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlara neden olması yüksek tansiyonun ne kadar  tehlikeli bir hastalık olduğunu göstermektedir. Yüksek tansiyon ile kalp ve damar hastalıkları arasında çok yakın bir korelasyon bulunur. Tansiyon ne kadar yüksekse bu hastalıkların gelişme riski de o kadar fazladır.

Yüksek tansiyon genellikle hissedilmez veya oldukça az olarak şikayet oluşturur. Bu nedenle yüksek tansiyona “sessiz katil” denir. Yüksek tansiyon hastalarının sadece yarısı bu hastalıklarının farkındadır, bunlarında ancak yarısı ilaç kullanmakta, ilaç kullananların da ancak yarısının tansiyonu kontrol altına alınabilmektedir. Ülkemizde yüksek tansiyon %30 sıklıkla görülmektedir. Bir başka deyimle her 3 kişiden biri yüksek tansiyon hastasıdır Yüksek tansiyon, kolay tanı konabilen ve tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken tanı ve tedavi ile yüksek tansiyon kaynaklı bir çok hastalığın ve ölümlerin önüne geçilebilmektedir.

Hipertansiyonun Zarar Verdiği Organlar:

  • Damarlarda, (özellikle kalp damarları), ateroskleroz (damar sertliği) sonucu darlık ve tıkanıklıkların gelişmesine neden olur
  • Böbreklerde, ileride böbrek yetmezliğine kadar giden hasara,
  • Kalpte, kas kalınlaşmalarına ve kalp yetmezliğine,
  • Gözlerde, körlüğe kadar giden hipertansif retinopatiye,

Beyinde, beyin kanaması ve sonucunda inmeye (felç) neden olabilir.

Yüksek Tansiyonun Belirtileri Nelerdir?

  • Hipertansiyon genelikle herhangi bir belirti vermez ya da hafif şikayetlere yol açar. Bu nedenle yüksek tansiyon hastaları ya hastalıklarının farkına varamazlar ya da önemsemeyerek ihmal ederler.
  • Yüksek tansiyonun belirtileri, özellikle sabahlar karşılaşılan ensede ağrı, nefes almada zorlanma, kalp çarpıntısı, baş dönmesi, baş ağrısı, sıkça idrara çıkma olarak görülebilir.

İzole Sistolik Hipertansiyon

  • Kardiyolog Prof. Dr. Ahmet Oktay’ın verdiği bilgilere göre  Yüksek tansiyondan (hipertansiyon) ve düşük tansiyondan (hipotansiyon) farklı olarak özellikle ileri yaşlarda görülen bir başka tansiyon hastalığı daha vardır: İzole Sistolik Hipertansiyon. İzole Sistolik Hipertansiyonun en belirgin özelliği diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) normal ya da düşük iken, sistolik kan basıncının (büyük tansiyon) 140 mmHg’den yüksek olmasıdır.
  • Özellikle yaşlılarda görülen izole sistolik hipertansiyon bu hastalarda kalp yetmezliği ve kardiyovasküler sorunlar açısından yüksek risk altındadır. Bu hastalarda sistolik kan basıncının (büyük tansiyon) düşürülerek kontrol altına alınmasıyla kalp krizi, kalp yetmezliği ve inme gibi yaşamsal risklerde önemli bir azalış olduğu yapılan bir çok bilimsel çalışma sonucunda kanıtlanmıştır.İzole sistolik hipertansiyon nadiren kansızlık ya da tiroid bezinin aşırı çalışması gibi nedenlerden kaynaklandığı bilinse de genellikle kalpten çıkan ana atar damarın(aortun) ve onun ana dallarının ilerleyen yaş ve arteroskleros (damar sertliği) nedeniyle sertleşmesi sonucu meydana gelmektedir.Yalnızca büyük tansiyonun yüksek olması (izole sistolik hipertansiyon), ya da yalnızca küçük tansiyonun veya her ikisinin birlikte yüksek olması benzer şekilde inme, felç ya da kalp krizine bağlı ölüm riskini artırmaktadır. Bu nedenle yüksek tansiyon ne şekilde olursa olsun kontrol altına alınmalıdır.

Yüksek Tansiyonun Nedenleri Nelerdir?

Yüksek tansiyon genellikle içinde yapısal ve genetik bir çok faktörlerin bir arada bulunmasıyla oluştuğu söylenebilir. Yüksek tansiyon hastalarının %95’inden fazlası bu gruptadır. Kalanlar ise (%5’den az) böbrek, damar veya hormon hastalıkları kaynaklıdır. Doktorlar yapacakları muayene ve incelemeler sonucunda tansiyonun neden kaynaklandığını anlayabilmektedir. 

Yüksek tansiyonun oluşmasına neden olan faktörleri 2 grupta ele alabiliriz:

Değiştirilemeyen Faktörler

  • Kalıtım:Ailesinde yüksek tansiyon hastası olanlarda aynı şekilde yüksek tansiyon hastalığı gelişmesi olasılığı yüksektir. Bu kişiler gerek daha dikkatli olmalıdırlar
  • İleri Yaş:Yüksek tansiyon genç yaşlarda da ortaya çıkmakla birlikte genellikle 35 ile 50 yaşları arasında kendini gösterir. Yaşın ilerlemesiyle artar.
  • Cinsiyet:50 yaşından genç erkeklerde, kadınlara göre daha sıktır. Ancak 50 yaş üstünde daha sık görülür.
  • Diyabet:Şeker hastaları daha yüksek risk taşırlar. Bu nedenle şeker hastalarında yüksek tansiyon kontrolleri konusunda daha dikkatli olmalıdırlar. Burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu da: Şeker hastalarında tansiyonun normal kabul edilen sınırları 130/80 mmHg’dır.

Değiştirilebilen Faktörler

  • Fazla Kilo:Şişmanlık, kan basıncını olumsuz etkiler ve yüksek tansiyonun gelişmesine zemin hazırlar. Bu yüzden fazla kiloların verilmesi gerekmektedir. Böylece kan basıncının normal seviyelere düşürülebilir.
  • Tütün Kullanımı:Sigara ve diğer tütün mamulleri kullanımı, kan basıncının damarlar üzerindeki olumsuz etkilerini hızlandırır.
  • Tuz Tüketimi:Yüksek kan basıncı, tuz ve tuzlu yiyeceklerin tüketilmesiyle daha da yükselir.
  • Aşırı Stres:Aşırı stresli bir yaşam tarzı, yüksek tansiyonun gelişmesine ve ilerlemesine neden olur.
  • Hareketsizlik:Hareketsiz bir yaşam başta yüksek tansiyon olmak üzere bir çok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Düzenli yapılan yürüyüşler ve egzersiz, yüksek tansiyonun kontrol altına alınması için oldukça yararlıdır.
  • Fazla alkol:Aşırı miktarda alkol kullanımının kalp ve damar sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Günlük alkol tüketimi en fazla 60 ml viski, rakı veya votka gibi ağır alkollü içkilerden  ya da  300 ml şarap veya 720 ml bira olmalıdır. Kadınlarda bu miktarlar daha da az olmalıdır.

Yüksek Tansiyon Nasıl Tedavi Edilebilir?

  • Yüksek tansiyon tedavisinde öncelikle yukarıda bahsedilen “değiştirilebilen faktörler” konusu ele alınmalıdır. Bu nedenle yüksek tansiyon hastalarının hayatında bazı değişikliklere gitmesi gerekmektedir.
  • Öncelikle kesinlikle sigara kullanımını bırakmalıdırlar. Alkol tüketimine sınırlama getirilmelidir.Ve fazla kilolardan kurtulmak gerekir. Yapılan bilimsel çalışmalarda fazla olan her 10 kilonun verilmesiyle yüksek tansiyon 5-20 mmHg düşebildiği tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra tuz tüketimine ve katı yağ tüketimine sınırlama getirilmesi de tansiyonun düşürülmesinde olumlu etkileri vardır. Beslenmenin sebze ağırlıklı olmasının da tansiyonun düşürülmesinde olumlu etkileri olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
  • Hareketli bir yaşantı ve düzenli egzersiz yapılmasının tansiyon üzerine olumlu etkileri olduğu tartışılmayacak şekilde kanıtlanmıştır. Her gün 30 dakikalık tempolu yürüyüşün yüksek tansiyonu 5-10 mmHg kadar düşürebildiği bildirilmiştir.
  • Yaşam şeklinde yapılan bütün bu değişiklilere rağmen kan basıncınız hala yüksekse ya da doktorunuz bu önlemlerle kan basıncınızın normale dönmesine yetmeyeceğini düşünüyorsa ilaç tedavisi ile yüksek tansiyonu düzenlemek isteyecektir. Bu tedavi sırasında doktorunuz ilacın türünü belirleyecek ve dozunu kontrol edecektir. Gerekirse birden fazla ilaç ile tedavi etme yoluna gidebilecektir. Tansiyon ilaçları mutlaka doktorların tedavi planları dahilinde kullanılmalıdır. Bir başkasına iyi gelen tansiyon ilacının size tamamen farklı sonuçlar doğurabileceğini unutmayınız.
  • Tansiyon kontrol atına alınana kadar doktorunuz sık aralıklarla bir kaç kez daha sizi kontrol etmek isteyecektir. Bunun sonucunda size uygun olan doğru ilacı ve dozu tespit edecektir. Unutulmamalıdır ki tansiyon ilacı düzenli olarak kullanılmalıdır. Tansiyon kontrol altına alındığında azaltılması ya da bırakılması yoluna gidilmemelidir. Bu durum tekrar tansiyonunuzun yükselmesine ve ölümcül sonuçlara neden olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.
  • tansiyondan korunma 3 Tansiyon Nedir, Nasıl Düşürülür?

Tedaviyi Güçleştiren Nedenlerdir?

  • Genellikle belirti vermediği ya da az verdiği için hasta tarafından farkedilememesi
  • Hastalığı kabul etmemek ya da ilerledikten sonra uzun zaman sonra kabul etmek
  • Ömür boyu süren bir tedavi olduğunu kabullenmemek
  • İlaçlarını düzenli kullanmamak
  • İlaçların hayati organlarına zarar vereceğini zannetmek

Yüksek Tansiyona İyi gelen Besinler

  • Yüksek tansiyonu olan hastalar özelikle tuzlu ve unlu gıdalardan uzak durmalıdırlar. Katı yağ ve kırmızı et tüketimine sınırlama getirmelidirler.
  • Yüksek tansiyonu riskini azaltmak için lif içeriği yüksek besinler, meyve ve sebze ağırlıklı beslenilmesi gerektiği uzmanlar tarafından söyleniyor.
  • Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzelerin çiğ ya da buharda kısa süre haşlanmış olarak tüketilmesi yüksek tansiyon riskine karşı doğru bir beslenme şeklidir. Sebzeler sadece tansiyonu düşürmekle kalmaz, içerdikleri lifler ve zengin minerallerle genel olarak insan sağlığı için oldukça yararlıdır. Brokoli, lahana, ıspanak, semizotu yanı sıra patates ve domates tüketimi tansiyonun kontrol altına alınması için önemlidir.
  • Sarımsak tansiyonu düşürücü etkiye sahiptir. İçinde bulunan allicin adlı madde kısa süreli de olsa tansiyonu düşürmektedir. Ancak bu özelliğinden dolayı tansiyon ilacı gibi kullanılamaz. Zira sarımsağın tansiyonu düşürücü etkisi geçicidir.
  • Potasyum açısından zengin muz, çilek, ananas, mango, kavun ve narenciye ürünleri gibi meyvelerin de lifli ve zengin mineral ve vitamin içeriklerinden ötürü hem tansiyonu dengelemek hem de genel insan sağlığı için yararlı olduğu uzmanlar tarafından bildirilmiştir. Meyvelerin lif içeriğinden daha çok faydalanmak için meyve suyu yerine taze meyve olarak tüketilmesi gerekmektedir.
  • Yoğurt, peynir ve kefir gibi az yağlı süt ürünlerinin tüketilmesi yine yüksek tansiyonun kontrolü için yararlıdır.
  • İşlenmiş beyaz un yerine tam tahıllı gıdaların tüketilmesi gerekmektedir.Bu noktada siyez , kavılca ve kara kılçık gibi geleneksel buğdaylardan yapılmış un ve bulgur ürünlerinin tercih edilmesi daha doğru olacaktır.
  • Somon, hamsi, ringa, uskumru, sardalyeistavrit ve ton balığı gibi soğuk su balıkları hem zengin protein ve omega 3 içeriği sağlamakta hem de tansiyonun kontrol altına alınmasında yararlıdır.
  • Çiğ tüketilen badem, kaju, fıstık gibi kuru yemişlerin yanı sıra ceviz tüketiminin de tansiyon üzerine olumlu etkileri vardır. Bu besinlerin yüksek kalori içeriklerinden dolayı günlük tüketimi küçük bir avuçtan fazla olmamalıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*